• DOLAR
    $1.321,68
  • EURO
    $0,4809
  • ALTIN
    $18.966,97
  • BIST
    0,9694
Osmanlı’dan Günümüze Türkiye’de SANAT TARİHİ Bilimi

Osmanlı’dan Günümüze Türkiye’de SANAT TARİHİ Bilimi



Sanat zamanı, görsel sanatların tarihsel evrimini inceleyen bilim dalıdır. Türk sanatının bir bilim dalı olarak ele alınması ise Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir.


Osmanlı'dan Günümüze Türkiye'de SANAT TARİHİ Bilimi

Cumhuriyet Türkiye’sinde gelişen kültürel politikalar ve toplumların kültürel geçmişi ile var olma bilinci, bir ulusu var etme çabası  sanat geçmişine ağırlık verilmesine niçin olmuştur.Modernleşme sürecinde olan bir ulusun; Ulusalcı ideolojiyi geliştirebilmesi için tarihini belgeleyen sanatla alakalı ürünlerinin varlığını kanıtlaması gerekmektedir ve bunun için sanat zamanı ile ilgili çalışmalara başlanmıştır.
Cumhuriyet öncesinde Osmanlı’ya baktığımız ise tarih anlayışı içinde, dönemin belirli vakalarını belgeleme amacıyla tutulan kayıtların naturel olarak bir sanat zamanı anlayışını ortaya çıkardığı görülmektedir. Yapıların inşa zamanı, banisi, sanatçısı benzer biçimde bilgilerin kayıtların tutulması, yazmalarda ya da minyatürlerde sanatçısının en azından adının yer alması, kimin için ve niçin yapıldığının belgelenmesi dönem hakkında data vererek sanat tarihinin amacına hizmet etmiş hem de bu disipline kaynak olmuştur.Sadece Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme ve çöküş döneminde, sanat zamanı, müzecilik ve sanat eserlerini sergileme batılı bir anlayışla yapılmaya başlanmıştır.
Osmanlı’da, 16. yüzyılın ikinci çeyreğinden başlayarak, imparatorluğun sonuna kadar faaliyette bulunan Ehl-i Hiref Teşkilatı, sanat ve sanat zamanı açısından devrin en mühim kuruluşudur. Bu teşkilat içinde, İmparatorluğun çeşitli yörelerinden gelen, bir oldukça sanatçı ve zanaatkâr sanatla alakalı çalışmalarını sürdürmekteydiler. Topkapı Sarayı’nda, usta çırak ilişkisi içinde, devlet adına çalışan bu sanatçıların yapmış olduğu eserlerin tutulan kayıtları, sanat zamanı araştırmalarında mühim birer müracaat deposu olmuştur.Öteki taraftan dönemin belli vakalarını belgelemek amacıyla hazırlanan, tarihçi Gelibolu’lu Ali Efendi’nin eseri ve Mustafa Sai Çelebi’nin Tezkiret-ül-Bünyan’ı sanat zamanı açısından büyük ehemmiyet taşımaktadır. 16.yüzyıla ilişkin bu iki çalışmada, sanat mevzularına da yer verilmiştir.
Sanat mevzusunun direkt işlendiği Cafer Çelebi’nin ‘Risale-i Mimariye’si 17.yüzyılın en mühim eserlerindendir. Risale-i Mimari, Sultan Ahmet Camii’nin mimarı Sedefkâr Mehmet Ağa’nın yaşamı, o devrin mimarlık ve inşaat terimlerine ilişkin bilgiler vermesi bakımından mühim kaynak yapıt durumundadır .
Ek olarak, 17. yüzyılın mimari eserleri, şehirleri ve kasabalarını tanıtan, devrin toplumsal ve kültürel yaşantısı hakkında pek oldukça data veren Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si sanat zamanı araştırmalarında yol gösterici bir kaynaktır.
Lale Devri’nde kendini gösteren batı tesiri ise sanat ve sanat zamanı alanında yeniliklerin yaşanmasına niçin olmuştur. III. Selim (1789-1807) devrinde oluşturulan Mühendishane-i Berri Humayun’da (1795) ve II. Mahmut (1808-1839) döneminde kurulan Mekteb-i Harbiye’de (1834) fotoğraf derslerinin müfredat programına alınması bu yeniliklerin başlangıcında yer verilmiştir.Bu okullarda; daha oldukça askeri amaçlarla yeni fotoğraf teknikleri öğretilmiş, böylece batı perspektif kuralları ile ışık-gölge uygulaması fotoğraf eğitimi programı içine dâhil edilmiştir.
19.yüzyılın ilk yarısında sanat eserlerimizin korunması ve sergilenmesi amacıyla müzeler açılmaya başlanmıştır. Bu amaçla Aya İrini Kilisesi müze haline getirilmiş (1846) ve 1869’da adı Müze-i Humayun adını almıştır. 1881’de bu müzenin başına Osman Hamdi Bey getirilmiş ve 1910 kadar bu görevine devam etmiştir.

Osmanlı dan Günümüze Türkiye de SANAT TARİHİ Bilimi #1
Osman Hamdi Bey (1842-1910)

Batı’ya hukuk eğitimi için gönderilen fakat fotoğraf eğitimi alarak yurda dönen, Türkiye’de müzeciliğin ve arkeolojinin temellerini atan Osman Hamdi Bey (1842-1910), arkeolojiye büyük hizmetler vermiştir ve neo-klasik tavırla ressam olarak da mühim eserler bırakmıştır. Bugünkü ‘Arkeoloji Müzesi’ (1805) Osman Hamdi Bey’in çalışmalarıyla kurulmuştur.Ek olarak Osman Hamdi Bey, Türk resmi için bir dönüm noktası sayılan Endüstri-i Nefise Mektebi’ni de (1882) kurmuştur. Bu okulda sanat zamanı dersleri şeklen verilmeye başlanmış ve hocalığını da Y.Aristoklis (1831-1889) yapmıştır.

Osmanlı dan Günümüze Türkiye de SANAT TARİHİ Bilimi #2
Endüstri-i Nefise Mektebi

Osman Hamdi Bey’in, sanat zamanı açısından mühim öteki bir emek harcaması ise ‘Asar-ı Atika Kanunu’ nu çıkarmasıdır . Bu şekilde, Avrupalı sanat tarihçi ve kazıbilimci tarafınca meydana getirilen zamanı yapıt kaçakçılığı önlenmek istenmiştir.
Türk sanatı zamanı araştırmalarına gerçek anlamda eğilen ilk şahıs Celal Esat Arseven’dir. 1909’da Paris’te Fransızca yayınladığı ‘Constantinople de Byzance a Stanboul’ adlı eserinde Türk sanatına, ayrı bir bölüm halinde yer vermiştir. Bu yapıt 1912-13’te İstanbul’da Türkçe olarak yayınlanmış ve bunu takip eden çalışmaların sonunda 1956’da Ulusal Eğitim Bakanlığı tarafınca gösterilen ‘Türk Sanat’ı adlı üç ciltlik yapıt meydana getirilmiştir.Türk sanatı açısında mühim öteki bir gelişme ise, bu zamanda, Evkaf Nazırı Hayri Efendi tarafınca ‘Evkaf-ı İslamiye Müzesi’nin (1913-14) açılmasıdır. Evkaf kurumlarındaki en güzel eserlerin bir araya getirilmiş olduğu bu müze, bu gün ‘Türk İslam Eserleri Müzesi adını almıştır.

Osman Hamdi Bey’in ufak kardeşi Halil Edhem Bey (1861-1938), yazdığı makaleler ve ‘Topkapı Sarayı’ (1931), ‘Yedikule’ (1931), ‘Camilerimiz’ (1932) adlı kitaplarıyla sanat geçmişine mühim hizmetlerde bulunmuştur. Ek olarak sanat eserlerini korunması mevzusunda da kırılgan davranmış; Abdülhamit Sebili’nin, Karamustafa Paşa Medresesi ve Sebilinin yıkılmasını engellemiştir. Sikkeler ve kitabeler hakkında mühim emek harcamalar icra eden Halil Edhem Bey’in oğlu İsmail Galip de Nümizmatik mevzusunda kıymetli eserler vermiştir
19. yüzyılın sonları ve 20.yüzyılın başlarında Türk bilim yaşamı çoğunlukla batılı etkisinde bırakır altında gelişmiştir. Bu zamanda, iyi durumda olan Türk-Alman ilişkileri sonucu sanat zamanı alanında da süratli gelişmeler yaşanmıştır (Mülayim, 1994:146). Avrupa’da etkili olan belgecilik özelliği taşıyan Viyana Ekolü, Türkiye’deki sanat zamanı anlayışını da şekillendirmiştir.

 

Osmanlı dan Günümüze Türkiye de SANAT TARİHİ Bilimi #3
Türk İslam Eserleri Müzesi

Cumhuriyet’in ilk on senesinde uygulanan eğitim ve kültür politikasına bağlı olarak sanat zamanı alanındaki çalışmalarda hız kazanmıştır. Ulusal Eğitim Bakanlığı’na bağlı Eski Eserler Müdürlüğü oluşturulmuş ve birkaç yıl içinde Türkiye’nin çeşitli yörelerinde müzelerin kurulmasına başlanmıştır. 1924’de, Topkapı Sarayı onarılarak ziyarete açılmış, 1927’de Ankara Etnografya Müzesi kurulmuş, Süleymaniye’de Evkaf-ı İslamiye Müzesi, Türk İslam Eserleri Müzesi adıyla tekrardan düzenlenmiş ve Ayasofya Camii müzeye çevrilmiştir (1934). Ek olarak, Konya, Bursa, Adana, Manisa, İzmir, Kayseri, Afyon, Antalya, Bergama ve Edirne benzer biçimde şehirlerde müzeler açılmış ya da mevcut olanlar geliştirilmiştir (Buyurgan ve Buyurgan, 2001:46). Gazi Mustafa Kemal Paşa bu alanda çalışmaların hızlanması için talimatlar vermiş ve müzeci, kazıbilimci (kazıbilimci) yetiştirilmesi için Avrupa’ya talebe gönderilmesi mevzusunda yönerge hazırlatmıştır (İnan, 1981:178). Bu zamanda Avrupa’ya gönderilen bir oldukça talebe döndükten sonrasında sanat ve sanat zamanı alanında hizmetler vermişlerdir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında sanat ve eğitim alanda yetişmiş eleman azlığı sebebiyle pek oldukça eğitimci ve araştırmacı yurt dışından getirtilmiştir. Bundan dolayı, Türkiye’de genel eğitim kadar sanat tarih eğitimi de Fransa, İngiltere ve Almanya’nın tesirinde gelişmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği üstüne 1933’te meydana getirilen büyük düzeltim hareketinde, İstanbul Üniversitesi batılı bir sisteme gore tekrardan düzenlenmiştir. Aynı yıl Edebiyat Fakültesi’nde Arkeoloji Kısmı de kurulmuştur. Bu bölümde yalnız arkeoloji değil sanat zamanı dersleri de verilmiştir .Edebiyat Fakültesi’ndeki ilk Sanat Zamanı kürsüsü 1943 senesinde Viyana Üniversitesi’nden Profesör Dr. Ernst Diez (1878-1962) ve Oktay Aslanapa tarafınca kurulmuştur. Böylelikle sanat zamanı eğitimine ilk kez ayrı bir ders olarak 1943’te İstanbul Üniversitesi’nde başlanmıştır .

Osmanlı dan Günümüze Türkiye de SANAT TARİHİ Bilimi #4
Prof. Dr. Oktay ASLANAPA (1914-2013)

Göçmen profesörler ve bilhassa Viyana’dan gelen Prof. Ernst Diez, Berlin Müzesi’nde yetişmiş Kurt Erdman, Bizans sanatı uzmanı Steven Runciman aynı bölümde ders vermişlerdir. Böylelikle İstanbul Üniversitesi’nde eğitim ve araştırma Alman ve Avusturyalı uzmanlar tarafınca yapılmış ve hem de Türk-İslam Sanatı kürsüsü de kurulmuştur.

Avusturyalı ve Alman profesörlerin önderliğinde Türkiye’de kurulan bu ilk Sanat Zamanı Kısmı’ndeki eğitim daha oldukça, Türkiye’deki sanat yapıtlarını belgelemeyi hedeflemiştir. Strzygowsky ve Gurlitt’in yanında doktorasını icra eden ve onların sanat zamanı geleneğine bağlı kalan Ernst Diez, daha ilk sömestrden başlayarak sanat zamanı öğretim ve araştırmalarında bilimsel yöntem ve karşılaştırma anlayışını oluşturmak istemiştir.
1950’li yıllardan sonrasında İstanbul Üniversitesi Sanat Zamanı Kürsüsü, yetişmiş Türk bilim adamlarıyla daha geniş kapsamlı bir program yürüterek Türk ve İslam Sanatı, Bizans Sanatı, Avrupa Sanatı ve Güzel duyu dallarında sertifika programları oluşturmuştur.Bu zamanda, İstanbul Üniversitesi Sanat Zamanı Kısmı’nün başlangıcında bulunan Kurt Erdman ( 1901- 1964) tarafınca Berlin ekolünün, detaycı, sağlam katalog ve literatür bilgisine dayanan metoduyla daha ilkin kurulmuş olan sistem canlandırılmıştır .
Sanat zamanı biliminin oluşumunda mühim yeri olan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Zamanı Kısmı’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya süregelen (1948) Semavi Eyice, 1991’de emekli oluncaya kadar, Türk ve Bizans eserleri üstünde emek harcamalar yapmış ve 19.yüzyılda moda olan ‘biçim analizi’ ne bağlı sanat tarihçiliği anlayışına karşı çıkarak kültür zamanı içinde sanat tarihini değerlendirmiştir
Sanat eğitimi ve öğretimi icra eden bir kurum olarak Güzel Sanatlar Akademisi (Endüstri-i Nefise, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi), 1951’de ‘Türk Sanatı Enstitüsü’ kurulmasını elde etmiştir. Böylece Akademi ilk kez bilimsel araştırma meydana getirecek bir kuruma haiz olmuştur. Enstitünün kuruluşundan sonrasında, 1951-1952 ders yılından itibaren tüm bölümlerde Türk Sanatı Zamanı dersi okutulmaya adım atmıştır. Türk Sanat Zamanı Enstitüsü’nün en etkin olduğu dönemde 1963’de “Türk Sanatı Zamanı Araştırma ve İncelemeleri I” yayınlanmıştır. Sanat Zamanı Bölümünün açıldığı öteki bir üniversite Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi olmuştur. 1954’de Alman asıllı Prof. Dr. Katherina Otto-Dorn’un önderliğinde Sanat Zamanı Kürsüsü bu üniversitede kurulmuştur. Böylelikle Türkiye’de 20.yüzyılın ilk çeyreğinde, Sanat Zamanı Eğitimi iki üniversite tarafınca sürdürülmüştür. Hemen sonra, bir oldukça üniversitede bu eğitim devam etmiştir.


Kaynak: webhane.com

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?