• DOLAR
    $1.332,25
  • EURO
    $0,4879
  • ALTIN
    $19.574,52
  • BIST
    0,9749
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Filelefheros gazetesine mülakat verdi

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Filelefheros gazetesine mülakat verdi



Rum kesimindeki Filelefheros gazetesine mülakat veren Cumhurbaşakanı Tatar, Ada’da iki devlet bulunduğunu ve enerjinin paylaşımında adil olunması icap ettiğini altını çizdi.


Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Filelefheros gazetesine mülakat verdi

Şimal Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Rum kesiminde gösterim meydana getiren Filelefheros gazetesine hususi mülakat verdi.

Tatar, İngiltere’nin Cenup Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) akredite Büyükelçisi (Yüksek Komiser) Stephen Lillie’ye değişik bir ortamda görüşmeleri için Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’i ve kendisini Londra’ya çağrı etmelerini önerdiğini belirtti.

GAYRİRESMİ DİYALOĞA HAZIR OLDUĞUNU VURGULADI

Taraflar içinde ortak zemin olmadığı için resmi müzakerelere başlanamayacağını BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e de söylediğini belirten Tatar, gayriresmi diyaloğa da hazır bulunduğunu altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Filelefheros gazetesine mülakat verdi #1

“BUGÜN ORTAK ZEMİN OLMAYABİLİR AMA İKİ YIL SONRA OLABİLİR”

Tatar, “Birkaç gün ilkin burada olan İngiliz Büyükelçi’ye ‘beni ve Anastasiadis’i, konuşup tartışabileceğimiz değişik bir ortamda diyalog için Londra’ya çağrı edin’ dedim. Bugün ortak zemin olmayabilir fakat iki yıl sonrasında olabilir. Devamlı canlanan umutlarımızla daha iyi bir Kıbrıs için diyaloğa devam etmeliyiz. Benim diyalogla sorunum yok.” ifadelerini kullandı.

“KIBRIS SORUNUNU BÜTÜN YÖNLERİYLE MÜZAKERE EDEBİLİRİZ”

Kıbrıs’ta 60 senedir şu yada bu şekilde iki ayrı devlet bulunduğunu, Rumların ve internasyonal toplumun bu gerçeği kabul etmeleri icap ettiğini aktaran Tatar, “Kıbrıslı Türklerin egemen eşitliğinin kabulü BM Güvenlik Konseyi önüne götürülür, kabul edilir ve Kıbrıslı Rumlar itiraz etmezse Kıbrıs sorununu tüm yönleriyle görüşme edebiliriz.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.

Tatar, Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit internasyonal statü talebinde ısrar etme sebeplerini zamanı süreciyle beraber açıklayarak, Rum liderliğinin Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamayı oldukca evvel istediğine, İngilizlerin Ada’ya geldiği 1878’den itibaren bu hareketin başladığına dair birçok belge bulunduğuna dikkati çekti.

“ADA’DA AZINLIK OLMAK İSTEMİYORUZ”

Tatar, şu şekilde devam etti:

“Türkler bunu biliyordu ve hep özgürlükleri, bağımsızlıkları ve Ada’da bir arada var olmak için savaşım ettiler. 1878’den ilkin burası 400 yıl Osmanlı İmparatorluğu’nun parçası olmasına karşın asla Kıbrıs’ı Türkiye’ye bağlama politikamız olmadı. 1878 Anlaşmasında, İngilizler Ada’dan giderse Ada’nın mal sahibine, kısaca Osmanlı İmparatorluğu’na yada Türkiye Cumhuriyeti’ne iade edileceği de oldukca netti. Bu tarz şeyleri, Ada’daki gerçekleri tanımanın gerek Kıbrıslı Türkler gerek Kıbrıslı Rumların menfaatine bulunduğunu göstermek için söylüyorum. Gerçek, Ada’da iki değişik halk, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar olduğudur. Biz Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin altında bir otorite olmak istemiyoruz. Ada’da azınlık olmak istemiyoruz. Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıs Türk halkının, komşularının egemen eşitliğini kabul etmeli ve tekrardan teyit etmelidir.”

Şu anda tanınmış ve AB’ye üye bir Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bulunduğunu, bundan dolayı görüşme masasında bir denge olmadığını belirten Tatar, müzakereler başarısız olduğunda Kıbrıslı Rumların “Kıbrıs Cumhuriyeti”, Kıbrıslı Türklerin ise kuzeyde tanınmamış bir devlet olarak devam edeceğinin, ilkin egemen eşitliğin ve eşit internasyonal statünün tanınması gereğinin altını çizdi.

“GERÇEKTE ADA’DA İKİ DEVLET VARDIR”

Tatar, “İstediğiniz ayrı devlet olarak tanınmanız mı yoksa Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınmaması mı?” sorusuna ise “Bunlar sonraki aşamada görüşülecek. Kıbrıs Cumhuriyeti, bizlere nazaran, bir Kıbrıs Rum devletidir. Ikimiz de ayrı Kıbrıs Türk devleti olarak varız. Olmayan şey bir anlaşmadır. Zira gerçekte Ada’da iki devlet vardır. Biz tanınmıyoruz sadece ayrı devletimiz var. Egemen eşitliğimizin ve eşit internasyonal statümüzün kabulünü istiyoruz. Bu BM Güvenlik Konseyine gider ve tanınırsa ve Kıbrıslı Rumlar itiraz etmezse, o süre Kıbrıs sorununu tüm yönleriyle görüşme edebiliriz.” yanıtını verdi.

“SİZİN PAYINIZI DEĞİL, KENDİ PAYIMIZI İSTİYORUZ”

Bölgedeki enerji mevzusunun oldukca karışık olduğuna dikkati çeken Tatar, Ada etrafındaki bazı bölgelerin kendilerine ve bazı bölgelerin ise Türkiye’ye ilişkin bulunduğunu düşündüklerini kaydetti.

Tatar, Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerin hakkı olmadığını düşünmesinin yanlış bulunduğunun altını çizerek, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir konuşma çerçevesinde hep beraber oturup tüm mevzuları görüşmeyi önerdiğini sadece Rum tarafının bu şekilde bir konferansa katılmayı reddettiğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Tatar, “(Rum kesimi) ‘Kıbrıs bizimdir ve münhasır ekonomik bölgedeki (MEB) tüm haklar Kıbrıs Cumhuriyeti’nindir’ zihniyetindedirler. Biz öyleki bakmıyoruz. Kıbrıs Cumhuriyeti bizi temsil etmiyor. Kıbrıslı Türkler, 1960 Anayasası sebebiyle doğuştan haklarıyla kurucu ortaktır. Bundan dolayı hidrokarbon haklarıyla ilgili planlamalar bizimle beraber ortak yapılmalıdır. Biz Türkiye’ye güveniyoruz, Türkiye ile beraber hareket ediyoruz. Adil paylaşım istiyoruz. Sizin payınızı değil, kendi payımızı istiyoruz.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.

“MARAŞ, KKTC SINIRLARI İÇERİSİNDEDİR”

Kapalı Maraş açılımıyla ilgili prosedürün devam ettiğini, başvuruların incelemeler tamamlandığında mülklerin gerçek sahiplerine verilebileceğini belirten Tatar, Kıbrıslı Rumların, malları iade edildiğinde bu mallara yerleşip yerleşemeyeceği sorusuna ise “İstediklerini yapabilirler, bizim politikamız budur. Maraş, KKTC sınırları içerisindedir. 47 senedir kapalıydı, temizleyip altyapıları tamamlayıp insanların geri dönmesine yardım etmemizin iyi olacağını düşündük.” şeklinde karşılık verdi. Tatar, Anastasiadis’in (Rum tarafında) Maraş’ı kaybetmekle suçlanmasına ilişkin ise “Bunlar politikadır. Annan Planı’na kim ‘hayır’ dedi? Kıbrıslı Rumlar. Anastasiadis ‘evet’ dedi fakat Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL) de dahil Kıbrıslı Rumlar Annan Planı’na ‘hayır’ dedi. O süre ‘evet’ deseydiniz, Maraş iade edilecekti.” ifadelerini kullandı.


Kaynak: webhane.com

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?